Üniversite hastanelerinin borca sürüklenmesi nasıl önlenebilir?

Prof.Dr. Paşa Göktaş

ÜNİVERSİTE HASTANELERİNİN BORCA SÜRÜKLENMESİ KALICI OLARAK NASIL ÖNLENEBİLİR?

Bu Konunun Çözümünün Geciktirilmesi Büyük Hataydı

Üniversite hastanelerinin finansal çıkmaza sürüklenmesi, özellikle eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ döneminde yapılan düzenlemeler ve hatalarla ilişkilidir.

Ancak, hükümetin duruma el koyacağı yerde seyretmekle yetinmesi, krizin derinleşmesine neden olmuştur.

Kriz içinden çıkılamaz hale gelince de, hükümet duruma el koymuş görünmektedir.

Ancak, oldukça geç kalınmıştır.

Geride büyük hasarlar kalmıştır. Binlerce firma batmıştır. Ölümler, intiharlar olmuştur. Hastalar mağdur olmuştur. Üniversiteler gerilemiştir. Üniversite hastaneleri itibarsızlaşmıştır. Hizmet kalitesi düşmüştür.

Buna rağmen, hükümetin olayı çözmeye karar vermesini de olumlu karşılamak gerekmektedir kanısındayız.

Ödemeleri Yapmak Çözüm müdür?

Hükümet, üniversite hastanelerinin borçlarını ödeyerek, onları tekrardan işlevsel hale getirmeyi amaçlamaktadır herhalde.

Bu yöntem, bazı üniversite hastaneleri için daha önce de kısmen denenmişti.

Ancak kalıcı hale getirilemediği için başarılı olunamadı.

Şu anda, hükümet öncelikle hastanelerin eski borçlarını tasfiye etmeyi amaçlıyor görünüyor.

Firmaların, fiilen 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarına ait borçları bir iskonto yapılarak ödenecektir.

2017 yılında verilen ve faturası kesilen ürünlerin ise bedeli fiilen ödenmiyor görünmektedir. Çünkü, ödemeler vade tarihinden başlıyor. 2017 başında verilen bir ürünün vadesi 360 gün ise, 2018 yılında alacak hanesine girdiği için, bu bedel ödenmiyor. Çünkü çıkan yasa, 2018 alacaklarını kapsamıyor.

Genel anlamda belirtmek gerekirse, fiilen 2016 ve öncesinde verilen ürünlerin faturası ödenecektir.

Buna vade farkları vb. de eklenince, ciddi bir kesinti ve iskonto oranı oluşuyor.

Döviz kurlarındaki hızlı yükselme de hesaplanınca, firmaların büyük miktarlı zararları oluşuyor.

2013- 2014- 2015- 2016 yıllarına ait alacakların, ortalamada %15- %30 unun kesintiye uğradığını söyleyebiliriz. Çoğunda kesinti üçte bire, dörtte yaklaşıyor.

Döviz kurlarındaki kayıp ve bankalara ödenen faizler de hesaplanınca, geçmiş yıllarda 100.000 Euro’luk bir yatırım ile verilmiş bir ürün, şu anda ancak 30.000- 40.000 Euro olarak tahsil edilebiliyor.

Yani ciddi bir zarar söz konusudur.

Tek olumlu yanı, geçmiş hesapların kapatılacak olmasıdır.

Önemli olan, yeni ve beyaz bir sayfa açılmasıdır.

Kayıplar olmuş, batanlar batmıştır. Önemli olan, yeni mağduriyetlerin önlenmesidir.

HASTANELERİN TEKRAR ÇIKMAZA GİRMESİ NASIL ÖNLENEBİLİR?

a. Hastanelerin Gelirleri Artırılmalıdır

1. Bunun için öncelikle, Üniversite hastanelerinin ağırlıklı olarak yapmakta olduğu, SGK-SUT listesindeki özellikli işlemlerin bedelleri ciddi oranda artırılmalıdır. Hastanelerin, bazı işlemleri yaparak zarar etmesinin önüne geçilmelidir.

2. Üniversite hastanelerine, aynen vakıf üniversitesi hastanelerinde olduğu gibi, fark alabilme hakkı getirilmelidir.

3. Hastaneler, otopark ve kafeterya gibi bölümlerden de gelir sağlayabilmelidirler.

b. Hastanelerin Giderleri Kontrol Altına Alınmalıdır

1. Üniversite hastanelerinin tıkanmaya uğramasının en önemli nedenlerinden birisi, “Döner Sermaye Performans Primi” isimli uygulamanın şeffaf olmaması, belirsizliği ve bulanıklığıdır.

Bulanıklık ve belirsizlik, kötü kullanım ve suiistimalleri de beraberinde getirmektedir.

Bu uygulama devam ettiği sürece, üniversite hastaneleri borçtan ve finansal tıkanmadan kurtulamazlar.

En iyisi, Döner Sermaye Performans Primi uygulamasının kesinlikle kaldırılmasıdır.

Bunun yerine, öğretim üyelerine adaletli bir ücret verilmelidir.

Bu ücret de emekliliğe yansıtılmalıdır.

2. Üniversite hastanelerinin öğretim üyesi sayısı fazla, dolayısıyla ödenen ücret yükü de bir hayli yüksektir.

Bu ücret yükü azaltılabilir.

Bunun için de, belirli saatten itibaren öğretim üyelerine istediği yerde ek olarak serbest çalışabilme hakkı verilmelidir.

Part-time serbest çalışmayı seçenler, daha makul ücret alacaklardır.

3. Üniversite hastanelerine, borcunu artırmayacak kontrollü bir harcama yetkisi verilmelidir.

• Harcama durumu sürekli denetim altında olmalıdır.

• Planlı bütçelemeye geçilmelidir.

Borcunu ödemeyen hastane, yeni bir alım yapamamalıdır.

• Borç, bir sonraki yıla aktarılmamalıdır.

Borçlar için, 90 günden fazla ödeme süresi konulmamalıdır.

90 günü aşan ödemeler için, gecikme faizi ödenmelidir.

Oluşan zararlardan, yöneticiler de sorumlu olmalıdır.

SONUÇ

Eğer yukarıda belirtilen öneriler uygulamaya konulursa, üniversite hastanelerinin sorunlarının hızlı şekilde çözüm yoluna girdiği görülecektir.

Üniversite hastaneleri, kalıcı olarak faaliyetlerini dinamik ve aktif olarak sürdürecekler, bir tıkanmaya da uğramayacaklardır.

Yukarıda getirilen öneriler oldukça uygulanabilir ve akılcıdır.

Peki bu kadar açık ve akılcı önerileri uygulamayı engelleyen bir durum mu vardır?

Bu sorunu çözme yolunda, hükümetin ve ülkemizin başkaca da bir yolunun olmadığı açık biçimde görünmektedir.

Prof. Dr. Paşa Göktaş
TIPLAB
Tıp Laboratuvarları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Mail:
[email protected] 

 

Sağlık Aktüel - xxx-ham.ru

saglikaktuellogo-001.png

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Sağlık Aktüel’e (xxx-ham.ru) aittir. İzin alınmadan aktif bağlantı kurulsa bile içerik kullanılamaz. Yapılan alıntılar için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 36. maddesi uyarınca yasal işlem uygulanacaktır. 

Bu yazı toplam 2704 defa okunmuştur.
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
www.viagraon.com

мед препараты для повышения потенции

https://militarycenter.com.ua