10 Aralık 2018
  • Ankara5°C
  • İstanbul9°C
  • Bursa8°C
  • Antalya13°C
  • İzmir9°C

İNSANLIĞIMIZI YİTİRDİĞİMİZ DÜNYA

Dr. Yasemin KÜÇÜKÖZKAN

10 Kasım 2018 Cumartesi 15:46

Derinden bir acı iliklerime kadar sardı bedenimi ve anladım ki kediler insanlara daha yakın. Bahçede baktığımız yavru kedilerden birine araba çarpıp kaçmış ve görenlerde hiçbir şey yapmamışlar. Ertesi sabah bulduğumuzda hemen hastane, veteriner kliniği koşturdum kazanın üzerinden bir gece geçmiş olması hayati tehlikeyi artırmıştı. İki gün yoğun bakım ve tedavi ardından kaybettik. Küçük, hassas bedeni daha fazla dayanamadı. Üzüntümüze karşılık söylenen şey ise, insan insanı vuruyor siz bir hayvan için üzülüyorsunuz umarsızca söylenen ve anlam veremediğim bir cümleydi.

Gerçi melekler ölmez değil mi? Kırmızı hep bizimle olacak, bizim meleğimiz olacak, koruyucu meleğimiz. Ölmeden önce acı dolu yüzü ve miyavlaması cennete gittiğinde tıpkı melek gibiydi, masum ve huzur dolu. Dudaklarında hafif bir gülümseme ve kapalı gözlerine dudaklarından yansıyan tebessüm. Acı dolu yüzü, bedeni kendini huzura bırakmıştı ve tertemiz toprak kokusu sardı tüm vücudunu. Henüz iki buçuk aylık iken bu dünyanın ona göre bir yer olmadığını anlamıştı. O kadar saf ve temiz ve iyilik dolu ve merhamet dolu… Duyarsız, acımasız insanlara sevgi dolu bakışları, sadece karnını doyurmak ve oyun oynamakken isteği insanlar aldı bunu ellerinden. Ve bizlere karşılıksız altın kâsede sundu sevgisini, karşılıksız dostluğun güzelliğini.

Yüreğim kanıyor, tüm bedenim yasta Kırmızı için, insanlığımız için. Gözlerimden sel olup akıyor yaşlar onun konuşamadığı her sessizliğine ve acısına. Düşünüyorum dışarda kalsam ne kadar yaşayabilirdim. Galiba birkaç saat kim bilir daha az, daha çok değil. Ve duyarsız, acımasız insanlar bir canı ölüme terk edip sıcak buldukları yataklarına dönerlerdi. Acı içinde bedenim sabaha çıkamazdı. Kırmızı güçlüydü ve bir hafta yaşayabildi. İnsanların duyarsızlığına yenik düştü. Yüzünde ki o acı ifade vücudunda ki ağrıdan çok onu o şekilde bırakıp giden insanları gördüğü ve bu acımasızlığı hissettiği içindi kim bilir. Henüz bebek bedenine çok fazlaydı bu ağrı. Çünkü o sevgi dolu bakıyordu dünyaya. İnsanlar bilseler ölüme terk ettikleri bedenin, peşinden koşup durdukları sevgi olduğunu, aşk olduğunu, mutluluk olduğunu, huzur olduğunu, umut olduğunu. Hayatı anlamlı kılan şeyin merhamet, şefkat olduğunu. Bilseler hayatı nasıl tükettiklerini, nasıl yok ettiklerini. Aldıkları lüks arabaların, evlerin boşuna olduğunu. Huzur, sevgi, iyilik, merhamet, şefkat olmadan dünyanın yaşanmayacağını. Eşyalar değil dünyayı ayakta tutan. Dünyayı ayakta tutan şey tamamen duygulardır ve duygulara sonsuz eşlik eden doğa, hayvanlar toprak hiç çıkarsız, menfaatsiz, hesapsız kendilerini dünyanın iyiliği için adayanlar onlar. İnsanlar bir görebilseler, bir duyabilseler, hissedebilseler neyi yok ettiklerini, neyi ölüme terk edip gittiklerini.

Yaratılan her canlı, insan dışında dünyanın iyiliği için var kılındılar. Ve seçme şansı verilen insanlar her defasında kötülüğe el uzattılar.

Kırmızı bize iyiliği gösterdi. Evet, bu dünya için fazlaydı bu fakat onu bize teslim etti. Hiç ışığı sönmeyecek bir meşale gibi. Bu ışığı sönmeden ne kadar taşıyabiliriz bilmiyorum. Fakat nefesimiz yetene kadar ellerimizde olacak. Bizlere rağmen hayatta kalan her canlı için yanacak. Ve her gece uykularını böleceğiz kötü ruhların. Doğanın dünyada var olma mücadelesi verdiği gibi karşı koyacağız iyi olmayan kalplere. Ta ki bu dünyanın tüm canlılar için var olduğu, yaşama hakkı olduğu ve saygı duyulması gerektiği bilinci hâkim oluncaya dek ve insan uygarlığının kurtuluşudur bu bilinç.

Burası İslam Ülkesi idi değil mi? Ve bizler uyuyan kedisini uyandırmamak için hırkasını kesen güzel insanların yaşadığı ve o güzel Peygamberin yaşadığı topraklarda yaşıyoruz. Ve O’nun ümmetleriydik değil mi?

“Hayvanların haklarının olmadığı ve onlara davranışımızın ahlaken önemsiz olduğu iddiası batı barbarlığının ve ilkelliğinin mükemmel bir örneğidir.” 

Schopenhauer

Kusursuz dostlarımızın iyiliği için…

Sevgiyle

Yorumlar