‘Sağlık ve Gıda Politikaları Üst Kurulu’nu önemsiyoruz...

Dr. Feza Şen

Yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte küresel rekabetin getirdiği ani değişimlere karşı strateji ve politika geliştirmek üzere alanlarında doğrudan Cumhurbaşkanı ile çalışacak Politika Üst Kurulları oluşturuldu.  Bu kurullardan bir tanesi de Sağlık ve Gıda Politikaları Üst Kurulu. Sağlık sektöründe strateji çalışmaları yapan bir hekim olarak Sağlık ve Gıda Politikaları Üst Kurulunu önemsiyorum ve diyorum ki bizler bu üst kurula projeler, fikirler götürmeliyiz.

Öncelikle Sağlık ve Gıda Politikaları Kurul Üyeleri Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Dr. Sema Ramazanoğlu, Prof. Dr. Serkan Topaloğlu, Dr. Ümmü Gülşen Öztürk, Dt. Zülfiye Füsun Kümet ve Prof. Dr. Zümrüt Begüm Ögel’i tebrik eder, görevlerinde başarılar dileriz.

Artık “sağlık” denildiğinde sadece “hastalık halinde ulaşacağımız tedaviden” bahsetmiyoruz.

“Sağlık” denilince sağlıklı yaşamdan bahsediyoruz, beslenmenin sağlık açısından önemini çok iyi biliyoruz, teletıp ile anında sağlık bilgilerimize ulaşıyoruz, evde sağlık hizmeti alıyoruz, hastalık halinde de son teknolojik tedaviye ulaşmak istiyoruz, hareket etme bilincimiz artıyor ve dünya yaşlanıyor…

Artık “sağlık” denilince tohum üretiminden gıda üreticilerine, sigara üretiminden alkol satıcılarına, ilaç ve tıbbi cihaz tekellerinden hastane zincirlerine kadar birçok global gücün sunduğu hizmetlerin düzenlenmesi ve kontrol edilmesi ile oluşan fiziki, ruhsal ve sosyal iyilik halinden bahsedebiliyoruz.

Gelinen noktada “sağlık” çok sektörlü bir hale geldi, farklı sektörel hizmetlerin sağlığa olan katkıları sağlığın korunması adına önemli. Ve “sağlık hizmetleri ” bütüncül bakış ile entegre bir hizmet olarak koruyucu önleyici faaliyetler ilk sırada olmak üzere sunuluyor.

Artık kaderimiz bile olsa yediklerimiz, yaşadıklarımız bizlerde kanser, ülser yapıyor ve hastalığın maliyetini direk olarak kamu bütçesi indirekt olarak ise vatandaşlar ödüyor ki;

İşte bu bakış açısı ile “daha neler yapılabilir ki” diye baktığınızda Sağlık ve Gıda Politika Üst Kurulunun ne denli önemli olduğunu görüyorsunuz…

Sağlık ve Gıda Üst Kurulunun başaracağını inanıyorum çünkü bu kurulun 1. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki görev tanımına göre;

♦ “Cumhurbaşkanlığı’na bağlı kurum ve kuruluş” olarak tanımlı ve alanında talep, ihtiyaç ve etki analizi yapabilecek,

♦ Sağlık ve gıda politikalarını belirleyecek ve Sağlık Bakanlığı ve ilgili icracı bakanlık bu kuruldan gelen politikaları yerine getirecek,

♦ Özellikle politikalara çözüm oluştururken bürokratik engellere takılmadan ilgili bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar, sivil toplum ve sektör temsilcileri, alanında uzman kişilerin görüşünü alarak yani daha çok paydaş ile görüşerek sahadaki sıkıntıların çözüme yansımasını kolaylaştıracak,

♦ Kurulların direkt Cumhurbaşkanına bağlı olması da bürokrasiden kaynaklanan yavaşlığı da azaltacaktır, kanaatindeyim.

Hastane hastane, doktor doktor gezerken fakirleştiğimiz için Sağlık ve Gıda Üst kuruluna güveniyorum:

Obeziteden nasıl korunacağımızı öğrenmeden tedavi metotlarının oluşturduğu sağlık pazarının girdabındayız. Obezite ameliyat endikasyonlarını bile tam anlamıyla tıbbi kriterler ile tanımlayamamışken sosyal medyada “Mide Botoksu” kampanyalarından geçilmiyor...

Sağlıklı yaşam bilinci geliştirilmesi sağlanarak ülkemizin teşhis ve tedavi harcamaları azaltılmalıdır.

Çünkü ülkemizde koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinde hekimlere olan başvurular hariç olmak üzere sadece 2. Ve 3. Basamak sağlık hizmetlerinde hekime başvuru oranı yani teşhis ve tedavi için hekime başvuru oranı kişi başı yıllık 6 defa olmakta. Bu demek ki kendimize bakmıyoruz, sağlıklı kalmak için mücadele etmiyoruz, ortalama iki ayda bir mutlaka hasta oluyoruz.

Sonuç ise ilginç;

♦ 2016 yılı cari sağlık harcamaları yani sadece teşhis tedavi için yapılan sağlık harcaması ise 112 milyar 540 milyon TL olup dolar bazında ise bugünkü kur ile (1$=6,00 TL) 18 milyar 750 bin dolar…

♦ Ülkemizin 2016 yılındaki cari açığı Merkez Bankası verilerine göre 32 milyar 610 milyar dolar,

Özetle her 2 dolarlık cari açığın 1 doları sağlıklı yaşamı bilmeyip te sürekli sağlık kuruluşu ve hekim hekim dolaşmaktan dolayı oluşuyor. 2017 yılına ait sağlık harcama bilgileri kamuoyu ile paylaşıldıktan sonra aynı karşılaştırmayı yaptığınızda anlamlı farklılık olmadığı da görülecektir. İşte bu noktada sağlık ve Gıda Üst Kuruluna çok görev düşüyor.

Dünya sağlık hizmetlerinde yapay zekâ, robotik tıbbi işlemlerin yapılmasını tartışırken ülkemiz sağlık giderlerini ve tedavi yüklerini azaltmak ve sağlıklı yaşamak için kısa vadede çözümü için politika belirlenmesi gereken hususları da; Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu’na arz etmek isteriz:

♦ Hastalık tedavilerinin ticari pazara dönüşmesi tıbbi faydadan çok ekonomik yük getirmekte... Tedavi metotlarının ticari pazarlarda bir ürün olmaması için neler yapmalıyız?

♦ Sağlık hizmet bedellerinin kamu tarafından ödemesinde “Değer Bazlı” ödeme sistemlerine geçilerek sağlıktaki finansal yüklerin düşürülmesine öncelik verilecek mi?

♦ İhtiyacı olanın,  ihtiyacı olduğu yerde, ihtiyacı olduğu kadar sağlık hizmetine ulaştığı günümüzde sağlık hizmetlerinin bütününde “Hasta Güvenliği” uluslararası düzeyde mi?

♦ Abartılmış sağlık hizmet talebi ve talebi karşılayacak şekilde sağlık hizmet sunumu neticesi artan hasta beklentileri daha nereye çıkacak?

♦ Halen insan kaynaklarına dayalı yapılan sağlık hizmetleri yatırım planlamasını; bölgesel sağlık hizmet ihtiyacına göre yapabilecek miyiz?

♦ Güncellenmeyen Sağlık Uygulama Tebliği fiyatları nedeniyle vatandaş olarak sağlık hizmeti alırken cebimizden çıkan miktar her geçen gün artacak mı?

♦ Sağlık hizmet sunumunda önemli paydaş olan Özel Sağlık Sunucuları; Sağlık Bakanlığının eksiğini gidericisi olmak yerine tamamlayıcı parçası olabilecek mi?

♦ Sağlıklı yaşamak için diyet, estetik diyerek birçok işlem yaptırıyoruz ama bu işlemler sağlık standartlarına uygun mu yapılıyor, ehil kişiler mi yapıyor, işlemi yapan kişilerin hastalık ve tedavi bilgisi nedir bilmiyoruz. Bu alanda sunulan hizmetlerin standardizasyonu sağlanarak özel sağlık kuruluşları gibi Sağlık Bakanlığınca faaliyetine izin verildiği özel Sağlıklı Yaşam Merkezlerimiz olacak mı?

♦ “Dünya yaşlanıyor, hastalıklar gençleşiyor”  ama bizlerin sağlık yaşam bilincimiz yok, “Sağlık Okuryazarı” olmak istesek nereden yardım alabiliriz?

♦ Tohum aşamasından başlayarak gıdaların üretiminde ve kullanımındaki bilgi kirliliğinin tüketici düzeyinde giderilmesini istiyoruz. Sağlıklı gıdaya ulaşmak için “Akıllı Tüketici” nasıl oluruz? 

♦ Beslenme standartları ile sağlıklı beslenme öğretisinin geliştirilmesi için Ulusal Beslenme Planımız olacak mı?

♦ Ülkemizde terör denildiğinde PKK ve trafik terörü ilk akla gelen olsa da terörist faaliyetlerin başında gelen Gıda Terörü ile ilgili halen bir günlük gelir kadar uygulanan para cezaları yerine caydırıcı bir eylem planımız olacak mı?

♦ Ülkemizde Eylül 2018 ayı itibariyle, 4 kişilik ailenin yeterli ve dengeli beslenebilmesi için aylık gıda gideri yaklaşık 1800 TL civarında iken 1603 TL asgari ücretle ile bireyler sağlıksız gıdalar ile baş başa mı kalacak?

♦ Hekimlerin beslenme hususundaki bilgi düzeylerinin artırılmasına ihtiyaç, sizce de var mı?

♦ Temiz çevre, temiz su, sanitasyon sağlanması ile birlikte şiddet ve kazaların önlenmesi adına daha neler yapılabilir?

♦ İleri Yaş Turizmi diye hedef koysak da kendi yaşlılarımız için ihtiyacı olan “Yaşlı Dostu Şehirleri, Hastaneleri“ oluşturabilecek miyiz? Ulusal Yaşlanma Planımız olacak mı?

♦ Sürekli ilaç kullanarak hem ekonomi hem de sağlık açısından “hapı yuttuğumuzun” farkında olmayan bizlerde farkındalık oluşturulacak mı?

Sağlık endüstrisinin gelişimini önemseyeceğinizi ve teşvik edeceğinizi biliyor üretimi ve sunumunda çok paydaşlı olan “sağlık” değeri hususundaki sorumlulukların takibinde sizlere güveniyoruz.

Saygılarımla…

Dr. Feza Şen
0 532 277 88 27
Mail:   [email protected]   &   [email protected]
Web:   www.fezasen.com

 

Sağlık Aktüel - xxx-ham.ru

saglikaktuellogo-001.png

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Sağlık Aktüel’e (xxx-ham.ru) aittir. İzin alınmadan aktif bağlantı kurulsa bile içerik kullanılamaz. Yapılan alıntılar için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 36. maddesi uyarınca yasal işlem uygulanacaktır. 

Bu yazı toplam 2402 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ